17 Nisan 2013 Çarşamba

2 Yaş Çocuğu ve Paylaşma

Kuzey'e oyuncak alırken onun gelişimine faydalı olacağını düşündüğüm oyuncakları tercih ettim bu güne kadar. Her gördüğünü, her istediğini almadım. Ayda bir kez oyuncak hakkı vardı hep, tabii bazı durumlar hariç. Sadece bir oyuncak alabilirdi, bunun için seçim yapması gerekiyordu. Buna rağmen evde oyuncak yığını var yine de.


Parka gittiğimiz de ya da eve yanına bir arkadaşı geldiğinde iyi günündeyse paylaşır oyuncaklarını. Bazen kendi isteğiyle, bazen de kenarda bir kaç cümle konuştuktan sonra ikna olur paylaşmaya. Aşağıdaki yazıyı okuyuncaya kadar ikna çabalarımı sonuna kadar kullanıyordum, oysa ki kendisi istemiyorsa paylaşmayı zorlamamak gerekiyormuş. Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Arkadaşlarımıza, akrabalarımıza ya da parka giderken mutlaka oyuncak çantası da hazırlıyorum. Çocuklu eve gidiyorsak ordaki çocuğun özelliklerine göre de seçiyorum yanımıza aldığım oyuncakları. Bazen de Kuzey'e bırakıyorum, o hazırlıyor.
Bebeklikten çocukluğa geçen bir çocuk için duygusal gelişim anlamında aşılması gereken bir çok konu vardır.
Bu konuların en başında, kendisinin ayrı bir birey olduğunu kavramak gelir. Artık bebeklik dönemindeki gibi, her konuda anneye bağımlı değildir. Kendi başına yürüyebilmekte, koşabilmekte, konuşabilmekte, hatta tuvaletini kontrol edebilmektedir. Bu beceriler, çocuğun ayrı bir birey olma duygusunu güçlendirir. Ayrışmış bir bireyin kendine ait eşyaları da vardır.
Bu nedenle 2 yaş civarındaki çocuklarda ben, benim,bana sözcükleri çok sıklıkla duyulur. Çocuk bunları tam olarak dile getiremese de, bu şekilde davranır. Böyle davranması da son derece sağlıklıdır.

Çünkü çocuğun eşyalarını paylaşmayı öğrenmeden önce onlara sahip olmayı öğrenmesi gerekir. Sahip olma duygusu gelişmeden paylaşma duygusu gelişmez.

İki yaş civarındaki çocuklar, tümüyle benmerkezci düşünürler. Onlara göre dünya onları çevresinde dönüyordur. Bu yaştaki çocuklar için sadece kendi istek ve ihtiyaçları önemlidir. Kendi isteklerini bilirler, ancak karşılarındaki kişinin de ihtiyaçları olabileceğini düşünecek zihinsel olgunlukta değillerdir. Bu nedenle de kendisi bir oyuncağı istediğinde, bu onlar için dünyanın en anlaşılabilir şeyidir, ancak yaşıtlarının istekleri çok anlaşılmazdır.

Paylaşma empati yeteneği ile çok bağlantılıdır. Bir çocuk için arkadaşının isteklerini yerine getirmekten memnun olma duygusu, onun isteklerini kavrayabilme ancak 5-6 yaşından sonra oluşur.

Çocuklar 4 yaşından itibaren seçici olarak paylaşmaya başlarlar; kendilerine sakladıkları oyuncaklar da vardır, çok güvendikleri arkadaşlarına verecekleri oyuncaklar da.

Anne-babalar çocuğu paylaşma konusunda bilmeleri gerekenler:

Çoğu anne-baba çocuklarını kardeşleri ya da arkadaşlarıyla eşyalarını paylaşmaları konusunda zorlarlar. Oysa, çocuklar kendilerine ait nesneleri ancak 4-6 yaş arasında paylaşabilirler. Bu yaşlardan önce çocuklardan bu olgunluğu beklemek gerçekçi olmaz.

Çocukların bir şeyin sahini oldukları hissini yaşamaları çok önemlidir. Çocuklar önce bu sahiplenme hissini, daha sonra paylaşma hissini yaşamalıdır. Küçük yaşlarda, çocuk eşyasını verdiğinde geri alabileceğini bilemez ve eşyasının tümüyle gittiğini düşünür.

Ayrıca sahip olma duygusu çocuğun benlik değerini de arttıran bir duygudur. Eşyalarını vermeye zorlanan çocuk, kendi istek ve ihtiyaçlarının önemsiz olduğunu düşünmeye başlar ve kendine verdiği değer giderek azalır.

Zorla paylaşmaya itilen çocuk, paylaşmayı öğrenmez. Bu konuda sürekli öğüt dinlemek zorunda kalan çocuk da paylaşmayı öğrenmez. Çocuğun bu konuda kendi sürecini yaşaması önemlidir.

Çocuğun işi oyundur. Kendini oyuna kaptırmış bir çocuğun sürekli bölünmesi onda öfke duyguları yaratır.

İşi sürekli bölünen çocuk, hiçi bir işe uzun süre dikkatini vermeyi öğrenemez. Yaşından önce, eşyalarını başkalarına vermeye zorlanan çocuklar da dikkat süresi de kısalmaya başlar, dikkat sorunları yaşanabilir, çünkü çocuk her an yaptığı işin bölünmesini beklemeye başlar.

Anne-babalar çocuklarında paylaşma duygusunu geliştirebilmek için neler yapabilirler?

Çocukları 5-6 yaşından önce kesinlikle paylaşma konusunda zorlamamak gerekir.

Çocuklarınıza paylaşma konusunda öncelikle kendiniz model olmalısınız. Sahip olduğu şeyleri başkalarıyla paylaşma konusunda isteksiz bir yetişkin çocuğa doğru şeyin bu olduğu mesajını verir. Örneğin, çocukla zamanını paylaşmak istemeyen, eşinin dertlerini paylaşmak istemeyen, gazetesini isteyen komşusuna 'yok' diyen bir kişinin çocuğu da olsa olsa bu şekilde davranmayı öğrenir.

Çocuğunuzla oyunlar oynayın. Bu oyunların içinde mutlaka paylaşma temalarını da ekleyin. Örneğin, oyundaki tüm bebeklere yiyecek dağıtmak, bebeklerin ellerindeki çikolatayı bölüşüp yemeleri, oyuncakları dönüşümlü oynamaları gibi.

Küçük çocuğunuzla al-ver oyunları oynayın. Çocuğunuzun elindeki oyuncağı isteyin, o oyuncakla birkaç saniye ilgilenip tekrar geri verin. Bu şekilde, çocuk verdiği bir şeyin ona geri geleceğini kavramaya başlar.

Bir paylaşım kutusu oluşturun. Bu kutunun içinde çocuğunuzun arkadaşıyla ya da kardeşiyle paylaşacağı oyuncaklar olsun. Bunlar birkaç oyuncak, boya kalemi, kağıt, top türünde oyuncaklar olabilir. Aynı zamanda çocuğunuzun, arkadaşlarıyla, kardeşleriyle hiçbir şekilde paylaşmak istemediğş oyuncaklar olmasına da izin verin; çocuğun mutlaka kendine ait bir özeli olsun.

Süre paylaşımı kuralı koyun. Paylaşma konusunun çok gerekli olduğu durumlarda, çocuklara süre paylaşımı kuralı koyun. Bir çalar saatle, birinin oyuncakla oynama süresinin bittiğini, oyuncağın diğerine geçeceğini belirtin. Çocuğun bu kuralı kavraması için en az 3-4 yaşında olması gerekir.


Çocuğunuzun gelişim düzeyine, haklarına ve isteklerine saygı gösterdiğinizde, onlar da başkalarının haklarına ve isteklerine saygı göstermeyi öğreneceklerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Merhaba,
Hoşgeldiniz bloğuma..
Size hitap edebilmem için Adsız kısmına isim yazmalısınız. ; )

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...