çarpı işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çarpı işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2012 Salı

Hediye Çekilişi: Serapca

Etamin işi çok şık değil mi?
Katılmak isterseniz ayrıntılar Serapca'da.
Son katılım tarihi: 25 Aralık

22 Haziran 2012 Cuma

Çarpı işi Seccade

Henüz kumaşı geçirilmemiş çarpı işi seccade.

Resimdeki Kuzeyin elini bulunuz : )
Arkadaşımın çeyizlik işleri. Foroğraf makinam bozulmadan çekmiştim. Allah hayır dualarımızı kabul etsin inşallah. Keyifli bir hafta sonu diliyorum.

3 Nisan 2012 Salı

Çarpı işi Hello Kity, Çerçeve Süsleme


Bir kaç gün öncesiydi, çarpı işine başladığımı yazmıştım. Etamin ve diğer malzemeleri alalı epey oldu. Ancak sıra geldi. Resimdeki çarpı işi hello kity, Buse'nin odasını süslüyor şimdi. Şemasını burda paylaşmıştım. Ben sadece siyah ip kullandığım için şemanın tamamını işlemedim. Fotoğraf kalitesi için kusura bakmayın, telefonla çektim.
Ayaz Tılsım yün ipiyle sipariş bolero ördüm. Ondan kalan ipi kullanarak tığla çerçeve yaptım. Sağ üst köşesine gül kondurdum. : ))
Hem eski çerçeve yenilenmiş oldu, hem kalan ip değerlenmiş oldu, hem de fıstığın odasında güzel bir çerçeve yer aldı. Buse de beğenince bal şeker oldu. Bu laf böyle değildi ama olsun. : ))

SADIK EŞ
Akşamdan kalma adam, büyük bir baş ağrısı ile sabah uyanmış. Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına bakınmış. Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor. Yatağının ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş. Aspirinleri içerken, komodindeki not dikkatini çekmiş;

“Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe çıkıyorum erken dönerim. Seni seviyorum.” Kalkıp giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş. Bakmış oğlu oturmuş kahvaltı ediyor. Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor. Oturmuş kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;

- Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?

- Evet, dün gece, saat 3’ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde. Önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.

Adam şaşırmış vaziyette:
- Anlamadım, o zaman niye her şey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?

- Onu mu soruyorsun. Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp, pantolonunu çıkarmaya çalıştığında, “Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım” dedin.

30 Mart 2012 Cuma

"Anne, Merhaba!"

İşten eve döndüğümde Kuzey uyuyor oluyor. Yarım saat de olsa dinlenebilmek adına, uyku düzeninde değişiklik yaptım. Öğleden önce ve öğleden sonra 2 kez uyuyor ben işteyken. Şimdiki bakıcı ablası, sağolsun çok güzel ilgileniyor  onunla. TV pek izlemez Kuzey, o yüzden biliyorum ki ablası öğretiyor ona. Son 20 günleri şimdiki ablasıyla. Daha sonra yeni bir abla bakacak oğluma. Huzursuz ve çok tedirginim bu konuda. Allah evlatlarımızı iyi insanlarla karşılaştırsın inşallah.
2 gün öncesiydi, işten sonra eve gittim, yarım saat sonra uyandı. "Anne, merhaba!" diyor bana. Hayranlıkla baktım oğluma. Şaşkın yüz ifademi anlatmaya gerek yok sanırım. Dün akşam da konuşuyoruz,
-Nasılsın oğlum, bugün oyun oynadın mı, neler yaptın?
-iyiyim!!
Bana verdiği cevap "iyiyim". Benim minicik oğlum büyümüş, benimle günlük sohbetlerini yapıyor.
Yaklaşık 2 haftadır boynum tutuldu, dün de ağrısı koluma vurmaya başlayınca muayene oldum, MR istedi doktor. Evden çıktık, hastaneye geliyoruz, yolda gördüğü insanlara "merhaba" diyor. : ))
Havaların az da olsa ısınmasını fırsat bilip, bol bol dışarı çıkartıyoruz. Bahçedeki ördeklerle oynamayı çok seviyor. Koşuşturup duruyor peşlerinde.
Ondan ayrı geçirdiğimiz zamanları telafi edemez elbette ama, birlikte zaman geçirmeye çalışıyoruz. Pazar günü İnkumuna götürdük, kumda bol bol gezdi, deniz kabuklarını keşfetti. Denize girip "bıcı bıcı" yapacakmış, zor tuttum.

Dün akşam da futbol sahasına götürdük, top oynadık hep birlikte. Sahada antreman vardı, onlarla oynamak istedi.
Kolumun ağrısına rağmen, el işi yapmadan da duramıyorum. Örgü, keçe derken şimdi de çarpı işine başladım. Resimdeki Hello Kity'i işledim. Güzel bir kızın odasında yer alacak. Çerçeveleme kısmı bittikten sonra.

Bunların yanı sıra Can YÜCEL' e ait bir kaç satır paylaşmak istedim. Kaç gündür yazıp siliyorum, sanırım Can YÜCEL benden güzel anlatmış durumu.
Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya


Insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi...
Ne kadar ugrassanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüsü çekici, aldatıcı
İçine daldıgınızda ne kadar yanıltıcı....
Ne zaman ne gelecegini bilemezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!


Insanlar vardır; derin bır okyanus...
İlk anda ürkütür, korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi,
Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;
Yanında kendinizi içi bos sanırsınız.


İnsanlar vardır, coskun bir akarsu...
Yaklasmaya gelmez, alır surukler.
Tutunacak yer gostermez beyaz kopukler!
Ne zaman nerede bırakacagı belli olmaz;
Bu tip insanla bir omur dolmaz.


İnsanlar vardır; sakin akan bir dere...
İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.
Yanında olmak baslı basına bır mutluluk.
Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.


Insanlar vardır; çesit çesit, tip tip.
Her biri baska bir karaktere sahip.
Görmeli, incelemeli, dogruyu bulmalı.
Her seyden önemlisi insan, insan olmalı...
İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.


Bosa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her sey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
İçi dısı birdir cekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranısı candan...
CAN YÜCEL

Sevgiyle kalın, sağlıklı, huzur dolu günler diliyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...